Turizmde insan kaynağının önemi

World of Sunrise İnsan kaynakları Koordinatörü Cemile Akbulut, Turizmde insan kaynağının önemi ile ilgili düşüncelerini Kariyermerkezim.com ile paylaştı

848

“Hizmet kalitesinin artırılmasında eğitim, en önemli faktördür”

Turizmde hizmet sunan oteller ülkenin bacasız fabrikalarıdır. Turizm, ülkemiz için dış pazar rekabet gücü en yüksek sektörlerin başında gelmektedir. İşte tam bu noktada; turizmde rekabet gücünün korunması, verilen hizmet kalitesine bağlıdır. Bu da bize turizmdeki insan kaynağının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Turizm işgücümüz; mevsimsel, değişken özellikli, mesai ve ücret orantılı, karmaşık piramit yapısı gibi özellikleriyle, diğer sektörlere oranla dengesiz bir yapıda görünmektedir. Farklı yaş grubunda, farklı kültürlerden gelmiş, yerli ve yabancı uyruklu, eğitim düzeyleri farklılık gösteren birçok iş görenin bir ayara getirilerek verimli bir hizmet sunulmaya çalışması ciddi bir emek işidir. Deneyimli ve eğitimli  işgücünün sağlanmasındaki zorluklar, istikrarı zor sağlanan personel yönetimine yol açmaktadır.Bu nedenlerle hizmet kalitesinin artırılmasında eğitim, en önemli faktördür. İşte tüm bu karmaşık yapıyı organize edecek, bir orkestra şefi gibi çıkan farklı sesleri bir ahenk içinde yönetip, kulağa hoş gelen tek ses haline gelmesini sağlayacak  İnsan kaynakları yöneticisi veya yönetimidir.

“Kendisini ispatlamış otel işletmelerinin başarılarının ardında insana yapılan yatırım yer alıyor”

Uzmanlar, turizm endüstrisinde gelişmiş ülkeleri ilginç ve çekici yapan unsurun sadece maddi kaynakları, yatırımları, tarih ve tabiat zenginlikleri değil, onları değerlendiren insan ve organizasyon gücü olduğunu hatırlatıyor. Bir ülkede turizm sektörünün geliştirilmesi açısından, özellikle arz tarafındaki  insan unsurunun büyük önem taşıdığını ifade eden uzmanlar, “Örneğin, otel işletmelerinde en üst düzeydeki yöneticiden, en alt kademedeki iş görenlere kadar gerekli niteliklere sahip olmayan kişiler söz konusu ise, otel yatırımı istenildiği kadar çağdaş ve kaliteli olsun, işletmenin gelişmesi ve verimli çalışması mümkün değildir. Bu durum yalnız   otel işletmeleri için değil, turizm sektörü içerisinde doğrudan veya dolaylı olarak yer alan bütün işletmeler için geçerlidir” görüşünü savunuyor. Uzmanlar, bugün kendini ispatlamış bir çok otel işletmesinin (Hilton, Sheraton gibi) başarılarının ardında “insana yapılan yatırım”ın yattığını kaydederek, hızlı değişime en çabuk şekilde ayak  uydurmanın, otel sektöründe ancak insanlar tarafından mümkün olduğunu bildiriyor.

“Turizmde İnsan kaynağının kalitesi artırılmalı”

Bu anlamda işverenler olarak ne yapılabilir diye soracak olursanız ? Turizmde İnsan kaynağının kalitesi artırılmalı yani, kalifiye dediğimiz işinde uzmanlaşmış işgücü artırılmalı. Bu da işletmenin bütçesinin büyük bir kısmını insan yatırım yapması gerektiği bilincine varmasıyla başlar. Her türlü gider bütçesi ayıran bir çok işletme, insan kaynağına gelince gereksiz bulduğu yatırımı yapmamaktadır. Eğer hizmet sektöründe olduğunu ve yine bu hizmeti insanla yapıldığının bilincin de olup en büyük yatırımın insan yapılan yatırım olduğunu kabul eden işletme uzman kişilerden yardım  alarak eğitim planlamalarını yapıp, uygulamalıdır.

“Çalışma şartları iyileştirilmeli, iş olanaklarının sürekli hale getirilmesi sağlanmalı”

Turizm otel sektöründe amaç işletmeye gelen misafirlerin memnuniyetleri birinci öncelik olduğu için, 24 saat yaşayan, nefes alan bir iş ortamı bulunmakta. Bu nedenle de çalışma saatleri uzun ve esnek. Ne kadar iş kanunları çerçevesinde çalışma saatleri sınırlandırılmış olsa dahi, bunu bu sektörde uygulamak  çok zor. İş görenler de yani personeller de yorgunluk ve hatta daha ileri safhalarda tükenmişlik sendromlarına kadar giden depresyon halleri  görülmektedir. Bu anlamda personeli rahatlatacak motivasyonunu artıracak, enerjisini yüksek kalmasını sağlayacak çözümler üretilmesi gerekmektedir. Personele aktiviteler yapılarak kendine değer verildiğinin hissiyatı oluşması sağlanmalı. Her bir personelin kariyer planlaması, hedefleri belirlenmeli ve uzun zorlu olan bu yolda rehberlik edecek uzman yöneticilerin rehberlik etmesi sağlanmalıdır. Yine en önemlisi turizm sezonun kısa ve belirli bir süre arz ettiği için; buda sezonluk yoğun çalışmanın sonunda Turizm mevsiminin kısa olması sezonluk çalışma şartlarından çalışanların da yaptıkları işi geçici iş olarak görmemelerinden kaynaklı kopmalar, mesleği bırakmalar başka sektörlere kaymalar olmaktadır. Turizm sektöründeki çalışma şartlarının iyileştirilerek, meslek kollarına gereken hassasiyetin sağlanması gerekmektir. İş olanaklarının sürekli hale getirilmesi için devlet politikası olarak gerekli düzenlemelerin yapılması sağlanmalıdır.

Günümüzde ve gelecekte insan kaynağını geliştiren ve motive eden, gereken önemi gösteren turistik işletmelerin, amaçlarına daha kolay ulaşabileceği, bunu başaramayan kuruluşların ise zamanla faaliyet alanlarını kaybetmek zorunda kalacaklarını düşünüyorum.